ana sayfa
kimiz
ne istiyoruz
e-kütüphane
Haber Duyuru
Prof. Dr. Ayhan Çıkın
Prof. Dr. Hasan Gürak
Prof. Dr. Özer Ozankaya
Babür Pınar
Mehmet kadir
Seval Deniz Karahaliloğlu
görüş/analiz
linkler
forum
yahoo grup
İlyas Halil Özel Sayısı 01 İlyas Halil Özel Sayısı 01
duvardi e-dergisi sayı 5 duvardibi
sayı 5
 
 
 2
           
           
ATATÜRK DÖNEMİ TÜRKİYE TARIMI (1).
           
                                                          Dr. Ayhan ÇIKIN
“Kılıç kullanan kol yorulur. Fakat sapan
 kullanan kol hergün daha çok kuvvetlenir”.
Gazi Mustafa Kemal  (1923)
GİRİŞ

            Ulusal Kurtuluş Savaşı, antiemperyalist ve antikapitalist bir mücadele olarak başlamıştır denilebilir. Zira Osmanlılar döneminde ülkenin başlıca  ekonomik ve ticari faaliyetleri  yabancıların denetimine geçmiştir. Kapitülasyonlar,  dış borçlar vb. aracılığı ile ülke tamamiyle bir sömürü alanı halinde bulunuyordu. Makineye dayalı yabancı sanayi karşısında ülke sanayi tamamiyle çökmüş, Türk tarımının önemli bölümü metropol ülkelerin istemleri doğrultusunda  şekillenmeğe başlamıştı.

            I.Dünya Savaşı’ndan yenik çıkan Türkiye’nin topraklarının büyük bir kısmı  paylaşılmış ve işgal edilmiş, kendisine de İç Anadolu’da küçük bir yer bırakılmıştı. İki Balkan Savaşı, bir Dünya Savaşı yaşamış olan ülke, çok güç koşullarda emperyalizme karşı dünyada ilk Kurtuluş Savaşını vererek siyasi bağımsızlığına kavuşmanın gururunu taşımıştır [2]

            Ancak burada şunu vurgulamak yerinde olacaktır. Atatürk ve arkadaşları, Ulusal Kurtuluş Savaşını siyasi ve askeri alanda başarıyla sona erdirmelerine karşın, tarihsel koşullar ve  dünya konjonktürü karşısında ülkeyi ekonomik bağımsızlığa kavuşturmada  bazı önemli güçlüklerle karşılaşmışlardır. Bu güçlükleri şöylece özetlemek mümkündür:

            Bunlardan birisi ülkenin 1,5 asırdır uygulama eğiliminde olduğu Liberal ekonominin taraftarlarının yönetim kadrolarında egemen olmasıydı. Nitekim 1923 yılında toplanan İzmir İktisat Kongresi bu eğilimi ortaya koymuş ve bu eğilim  yönetici kadrolarca da benimsenmiştir. Kaldı ki bu kadro  sık sık liberal ve  özellikle kapitalist ekonominin olumsuzlukları karşısındaki tedirginliklerini belirtmelerine karşın, aynı şekilde yeni uygulama alanı  bulmuş olan “sosyalist” ekonomiye de meyilli olmadıklarını sık sık belirtmişlerdir.

Diğer bir nokta ise ülkede geleneksel ekonomi biçiminin hakim olmasıdır. Henüz pazar deneyimi, sanayi deneyimi, vb. olmayan toplumda yeni bir ekonomi modelin işletmecilik biçimlerinin  kolay kolay  yaratılamayacağı  olgusudur. Bundan dolayı en önemli sorun,  Türk ekonomisini yeni çerçeve içinde ele alıp yorumlayabilecek  ve yeni uygulamaları yürütebilecek  kadro yetersizliği olmuştur.

            Bu nedenle 1930’lara kadar İzmir İktisat Kongresi’nin  de etkisiyle yönlendirilen ekonomide liberal uygulama bir canlılık yaratamamıştır. Buna 1929 dünya ekonomik bunalımı  da eklenince  ekonomi büyük bir sarsıntı içine girmiştir. Nitekim 1930’da Atatürk’ün yanında bulunan Ahmet Hamdi BAŞAR  bu yıla ait bir gezi izlenimini şöyle dile getirmektedir:

            “Köylü, sırtına giyecek ve boğazına sokacak bir şey bulamıyordu.Memleketi kalkınmaya götürebilecek bir manivela ise henüz keşfedilmemişti” [3]

            1923-1938 döneminde özgün bir sosyo-ekonomik model  sentezleme denemesi 1930’lu yıllardan itibaren devreye girer.  Dünya ekonomi tarihinde  -sosyalist blok dışında- ilk planlamayı yapan  ve bunu devletçilik esprisi ile destekleyen ülke Türkiye olmuştur.

Bu model kapitalizmle  sosyalizm arasında  Türkiye’ye özgü bir devletçiliğin ağır bastığı bir model olmuştur. Bu modelin, aynı zamanda  Ulusal Kurtuluş Savaşı veren ülkeler için bir taslak model  olması için de çalışmalar yapılmış  ve uygun bir ekonomi felsefesinin  geliştirilmesi üzerinde durulmuştur. Bunun için 1932-1935 yılları arasında bir “KADRO” dergisi çıkarılmıştır [4]. Bu derginin amacı Türk Devrimine uygun bir felsefeyi ve ekonomik modeli oluşturmaktı[5].

Türkiye uzun savaşlar sonunda gıda maddeleri ithal eder duruma düşmüştü. Örneğin 1923’de 112437 ton buğday ithal eden ülke ancak 455 ton buğday ihraç edebiliyordu[6]. Yine 1923’lerde ithalatın beşte bir’inden fazlası gıda maddelerine aitti. 1930’lu yıllardan sonra ülke buğday ihraç eder duruma geldi.

Bu makalede Atatürk döneminde tarımsal yapı ve üretimdeki değişmeler ve bu değişimde etkili olabilen  politikalar, ana hatlarıyla verilmeye çalışıldı. Bu döneme ait sayısal veriler genellikle yetersiz olup bazen farklı kaynaklarda farklı düzeylerde bildirilmektedir. Ancak 1923-1938 dönemi yepyeni bir ülkenin kuruluş dönemidir. Bu dönemde, ülke bilgi ve sermaye kaynaklarının birikimi ve geleceğe aktarılması için pek çok olanaklardan yoksundu.

            Biz bu kısa çalışmamızda daha çok T. BULUTAY ve arkadaşlarının (1974) “Türkiye Milli Geliri : 1923-1948”, Ş.R. HATİPOĞLU’nun (1936) “Türkiye’de Zirai Buhran”, Birinci Köy ve Ziraat Kalkınma Kongresi yayını (1938) “Türk Ziraat tarihine Bir Bakış” ve 1933-1935 döneminde yayınlanan “KADRO” dergilerinden  ve zamanımızın el verdiği oranda diğer kaynaklardan yararlanmağa  çalıştık. Bu çalışma, Atatürk dönemi tarımını tümüyle değerlendirdiği savında değildir. Konu ana hatlarıyla ortaya konulmaya çalışılmıştır. Zaten ekonomiyi incelerken bir bölümünü ele almak çoğu kez yanıltıcı olabilmektedir.Bu nedenle ekonomi kendi öğelerinin karşılıklı etkileşimi dikkate alınarak incelendiğinde anlamlı sonuç ve yorumlara ulaşabilir.

I-                   1923-1938 DÖNEMİNDE TÜRK TARIMININ YAPISI

1023-1938 dönemine ait ayrıntılı sosyo-ekonomik yapı analizlerine elverişli sağlıklı

verilerin bulunmadığı daha önce belirtilmiştir. Burada bu döneme ait bazı bilgiler ile daha sonraları Devlet İstatistik Enstitüsü’nün derlediği bilgiler değerlendirilmiştir. Bu konuda çeşitli yayınlar bulunmasına karşın  en önemlisi T.BULUTAY ve arkadaşlarının (1974) “Türkiye Milli Geliri : (1923-1948)” adlı çalışmasıdır.

Cumhuriyet’in  kurulduğu yılda 12.6 milyon kişi olarak tahmin edilen ülke nüfusu,  1927 sayımında  13.6 milyona, 1935’de  16.2  milyona ve 1938’de 17.0 milyona ulaşmıştır (Tablo : 1)[7],[8]. Bu nüfusun yaklaşık yüzde 80’i köylerde yaşamaktadır. Bu dönemde toplam nüfusun yıllık artış hızı yüzde 2.03-2.23 arasında değişirken, köylü nüfusunda da yüzde 2.11-2.22 arasında bir artış hızı görülmüştür (Tablo : 2).

Tablo : 1. Atatürk Döneminde Nüfustaki Değişmeler

                        Toplam                        Köy                 Köy

                        Nüfus                          Nüfusu             Nüfusunun

                        (bin kişi)                      (bin kişi)           Toplam Nüfusa

                                                                                  Oranı (%)

1923                12582,0                      10017,0           79,61

1927                13648,3                      10866,0           79,61

1932                15167,0                      12074,0           79,61

1935                16158,0                      12916,2           79,94

1938                17016,0                      13603,0           79,94

Kaynak : Bulutay T., Y.S. Tezel  ve N.Yıldırım.  “Türkiye Milli Geliri (1923-1938). A.Ü. Siyasal Bilgiler fakültesi yayınları No: 375, Ankara 1974, Tablo. 4.2

            1935 sayımına göre erkek nüfusun yüzde 23.3’ü, kadın nüfusun da ancak yüzde 8,2’si okur-yazar idi. Yine aynı istatistiklere göre 10.000’den az nüfuslu yerlerde nüfusun yüzde 89.3’ü  okur-yazar değildi[9]

            1927 tahmillerine göre  faal nüfusun yüzde 81.6’sı tarımda,yüzde 5.6’sı endüstride, yüzde 4.8’i ticarette, yüzde 4.8’i memur olarak ve askeri hizmetlerde çalışıyordu [10]. 1938’lerde ise tarımda çalışan nüfus yüzde 81, Sanayide çalışan nüfus yüzde 8, ticarette çalışan nüfus yüzde 4, memur ve asker nüfusu da yüzde 5 civarında idi[11].

Tablo : 2.  Atatürk Döneminde Nüfusun Yıllık Artış Hızı (%)
                                               1923-1927                  1928-1932                  1933-1938

1) Nüfus :

            a) Toplam                        2,12                           2,23                            2,03

            b) Köy  Nüfusu                2,12                           2,22                            2,11

Kaynak : Tablo : 1’den hesaplanmıştır.

1923-1938 döneminde ulusal gelirde önemli değişmeler görülmektedir. 1948 yılı fiyatlarıyla gayri safi milli hasıla 3,7 milyar TL. dan 8,5 milyar TL.na, harcanabilir gelir 3.,2 milyar TLdan  6,9 milyar TL na; sanayi geliri 0,4 milyar TL.dan 1,2 milyar TL.na ve tarımsal  gelir 1.7 milyar TL.dan 3,8 milyar TL.na ulaşmıştır.

Tablo :3 Atatürk Döneminde Tarım, Sanayi ve Ulusal Gelir İle Kullanılabilir Gelirdeki Değişimler (1948 yılı üretici fiyatları ile, milyon TL. olarak).
1923-1927                  1928-1932                  1933-1938      1938
Ort.                            Ort.                             Ort.

Tarım                           1682,4                        2405,1                        3121,0             3808,6

Sanayi                           364,7                          580,7                        1025,7             1236,1

GSYİH                        3723,5                        5244,6                        7136,6             8549,5

GSMH                        3695,8                        5222,9                        7123,8             8537,5

Kullanılabilir Gelir         3222,1                        4418,5                        5788,3             6917,3

Kaynak : Tuncer Bulutay, Yahya S.Tezel ve Nuri Yıldırım. Türkiye Milli Geliri (1923-1948). A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları :375, Ankara 1974, çeşitli tablolardan derlenmiştir.
Tablo :4 Atatürk Döneminde GSMH, GSYİH, Sanayi ve Tarım Gelirlerindeki Değişmeler
                                   1923-1927      1928-1932      1933-1938      1938

1) Tarım                      100,00             142,96             185,51             226,38

2)  Sanayi                    100,00             159,23             281,24             338,94

3) GSYİH                   100,00             140,85             191,66             229,61

4) GSMH                    100,00             141,32             192,75             231,01

5) Harcanabilir Gelir     100,00             137,13             179,64             214,68

Kaynak : Tablo 3’den hesaplanmıştır.

            1923-1927 yılları ortalaması 100 kabul edildiğinde 1938’de GSMH[12] 231, GSYİH[13] 230, harcanabilir gelir 215, sanayi geliri 339 ve tarımsal gelir 226 olmuştur. (Tablo : 3.4). Tarımın GSMH’daki payı yüzde 44-46[14] arasında değişirken, sanayi sektörünün payı da yüzde 9,87’den  yüzde 14,48’e ulaşmıştır. Öte yandan kullanılabilir gelirin GSMH’ya oranı 1923-1927 döneminde yüzde 87,18 iken bu oran giderek azalmış ve 1938’de yüzde 81,02’ye düşmüştür. Bunu ulusal ekonomide yatırım oranlarının giderek yükseldiği anlamında yorumlamak mümkündür (Tablo : 5).  

            Ekonomik gelişmenin en önemli ölçütü olan fert başına gelirin, incelenen dönem boyunca kararlı bir artış gösterdiği göze çarpmaktadır. 1928-1932 döneminde artış hızında bir yavaşlama görülmüşse de planlı sanayiye geçildikten sonra artış hızı yine yükselmiştir. 1948 fiyatlarına göre 1923-1927 döneminde fert başına gelir 281,83 TL. iken bu değer 1938’de yüzde 78 artarak 501,73 TL’na ulaşmıştır. Yıllık artış hızı ise 1923-27 döneminde yüzde 5,77, 1928-32’de yüzde 4.10 ve 1933-38 döneminde  en yüksek düzeye ulaşarak yüzde 7,56 olmuştur (Tablo: 6).

Tablo : 5 Atatürk Döneminde tarım, Sanayi Gelirleri ile Kullanılabilir Gelirin GSMH içindeki Payı  (%)
                                   1923-1927                  1928-1932                  1933-1938                  1938

Tarım                           45,52                          46,05                          43,81                          44,61

Sanayi                           9,87                          11,12                          14,40                          14,48

Kullanılabilir Gelir         87,18                          84,60                          81,25                          81,02

Tablo : 6 Atatürk Döneminde Fert başına Düşen Gayri Safi Milli Hasıladaki  Değişmeler (1948 Yılı Üretici Fiyatları İle).

           

                                               1923-1927      1928-1932      1933-1938      1938   

Fert başına GSMH(TL)           281,93             359,05             437,71             501,73

Endeks                                    100,0               127,4               155,3               178.0

Yıllık Artış Hızı (%)                      5,77                 4.10                 7,56                -

KAYNAK : Tuncer Bulutay ve Ark. (1974), Tablo : 8.1

            1923-1938 dönemindeki tarımsal yapıya  gelince, 1925-1927 yıllarında Anadolu tarımında “vaha tipi bir tarımsal karakterin” hakim olduğu bazı kaynaklarda kaydedilmektedir[15]. 1927’lerde ekilebilir arazinin toplam ülke arazisinin yüzde 32’si olmasına karşın, fiili ekili alan yüzde 4,9 civarında idi[16]. Ortalama işletme  büyüklüğü 25 dekar ve bir işletme başına düşen çift hayvanı sayısı 1,9 adet civarındadır. Yine 1927’lerde ülke düzeyindeki traktör, çayır makinesi, tırmık, biçerbağlar, harman makinesi, tınaz makinesi ve triyör sayısı 15.711 adet olarak saptanmıştır. Ekili alanların  yüzde 89.5’i tahıla, yüzde 3,9’u baklagillere ve yüzde 6,6’sı sınai bitkilere ayrılmıştır. Pazarlarda fiyat dengesi tam anlamı ile hassaslaşmamış, aynı ürünün farklı pazarlardaki fiyatları da farklı bir düzeyde oluşmaktaydı. Nitekim 1927 yılında bölgeler düzeyinde gözlenen  buğday fiyatlarının “minimum fiyat/maksimum fiyat” oranının “1”den farkı 0,24 ila 0,67 arasında değişirken, 1969’larda bu farkın 0,002 ila 0,130 arasında değiştiğini belirtmek yeterli olacaktır[17].

            Tarımsal üretim değeri (orman ve su ürünleri hariç) 1924-1927 ortalaması, 1948 fiyatları ile, 2,7 milyar TL. iken 1938’de yüzde 72,9 artarak 4,8 milyar TL.na ulaşmıştır (Tablo : 7). 1924-1927 ortalaması baz alındığında  1938’de bitkisel üretim 213,7 olmasına karşın hayvansal üretim yüzde 38,1’lik bir artışla ancak 138,1’e ulaşmıştır. Hayvansal üretimi, 1925’den sonra uygulanan yüksek sayım vergilerinin olumsuz yönde etkilediğini belirtmek yerinde olur (Tablo : 8). Üretimdeki büyümelere gelince 1924-27 döneminde toplam tarımsal üretimde negatif bir büyüme görülürken, hayvansal üretimde ve sınai bitkisel üretimde pozitif yönde bir büyümenin olduğu görülmektedir. 1927-32 döneminde sınai bitkiler ve hayvansal üretimde negatif bir büyüme görülürken  toplam tarımsal üretimde yüzde 6,5 oranında bir büyüme sağlanmıştır. 1932-1938 döneminde toplam tarımsal üretim yüzde 13,93, sınai bitkiler üretiminde yüzde 29,18’lik bir büyüme sağlanmıştır (Tablo : 9). 1962-77 döneminde tarımsal büyüme hızının yüzde 3-6 arasında değiştiği burada belirtilirse, 1923-38 dönemindeki büyüme hızının , özellikle 1932’den sonraki büyüme hızının, küçümsenecek bir değer olmadığını burada vurgulamak gerekir.

Tablo : 7 Atatürk Döneminde Tarımsal Üretimdeki Değişmeler (1948 Fiyatlarıyla, 1000 TL)
                                                1924-27          1928-32          1933-38          1938
                                               Ort.                 Ort.                 Ort.

1. Hububat                              679 122,0        1 037 454,4     1 377 119,8     1 745 740,0

2. Bakliyat                                 38 577,3             75 785,2          78 698,3          83 085,0

3. Diğer Tarla Ürünleri 274 988,3           286 062,4        362 965,7        420 978,0

4. Meyveler                             229 055,8           296 217,6        362 755,8        361 403,0

5. Sebzeler                                43 391,0             60 336,8          77 488,2          92 750,0

6. Toplam Bitkisel Üretim  1 265 134,4           1 755 906,4     2 259 027,8     2 703 956,0

7. Hayvancılık[18]                    1 481 814,5       1 118 908,2     1 732 948,0     2 046 530,0    

8.Top. Tarımsal Üretim[19]    2 746 948,9          2 874 804,6     3 991 975,8     4 750 486,0

Tablo :8 Atatürk Döneminde Tarımsal Üretimdeki Değişmeler (1924-1927 Dönemi 100 Kabul Edildiğinde )

                                               1924-27          1928-32          1933-38          1938

1. Hububat                              100,0               152,8               202,8               257,1

2. Bakliyat                               100,0               196,5               204,0               215,4

3. Diğer Tarla Ürünleri 100,0               104,0               132,0               153,1

4. Meyveler                             100,0               129,3               158,4               157,8

5. Sebzeler                              100,0               139,1               178,6               213,8

6. Top.Bitkisel Üretim  100.0               138,8               178,6               213,7

7. Hayvansal Üretim                100,0                 75,5               116,9               138,1

8. Top.Tarımsal Üretim            100,0               104,7               145,3               172,9

Tablo : 9 Atatürk Döneminde Çeşitli Tarımsal Alt Kesimlerde Yıllık Üretim  Artış Hızları.
                                               1924-27          1928-32          1933-38          1924-38

1. Hububat                                -2,17             13,58               17,65               14,38

2. Bakliyat                               -11,66             34,63                 6,34                 9,67

3. Diğer Tarla ürünleri     0,26              -8,86               29,18                 3,63

4. Meyveler                               -5,30             13,69               -1,16                2,12

5. Sebzeler                                -2,98              8,08               13,36                 8,69

6. Bitkisel Üretim                       -2,98               8,08               13,36                 8,69

7. Hayvansal Üretim                  10,08             -1,99                6,05                 3,99

8. Tarımsal Üretim[20]                   -1,06               6,50               13,93                 9,04

9. Gayrisafi Milli Hasıla               5,41                6,78               10,51               10,25

II-                ATATÜRK DÖNEMİNDE TARIMSAL POLİTİKADE ALINAN BELLİ BAŞLI ÖNLEMLER
A. 1923-1930 DÖNEMİ      

           

Atatürk dönemi ekonomi politikasının uygulanma dönemini, iki ana zaman dilimine göre incelemek mümkündür. Bunlardan birincisi 1930 yılına kadar olan ve tamamıyla liberal bir politikanın uygulandığı dönem; ikincisi de 1930’dan sonraki yeni bir model arama dönemidir.

            1923-30 döneminde yasal bakımdan alınan en önemli ekonomik önlem 17 Şubat 1925’de 552 sayılı yasa ile Aşar vergisinin kaldırılmasıdır.1924 bütçesinde köy vergileri yüzde 27,5, kent vergileri de yüzde 5,5 civarında idi. Köy vergilerinin de yüzde 21,3’ünü Aşar vergisi teşkil ediyordu.Devletin bu vergi gelirinden vazgeçmesi tarıma önemli bir kaynak bırakması demekti. Öte yandan aşar olgusu sadece bir vergi olgusu da değildir. Zira aşarın toplanmasını üstlenen mültezimler ve adamları köylü üzerinde, bu vergi yoluyla “bir soygun hükümranlığına” da sahipti [21],[22].  O nedenle aşarın kaldırılması sadece mali yönden değil, köylüye bu yolla yapılan zulmü de kaldırması bakımından son derece önemli olmuştur.

            Buna karşılık sadece koyun ve keçiden alınan sayım vergisi  (ağnam vergisi) kapsamına 1925 yılında deve ve domuz, 1926 yılında da tüm hayvanlar alınmıştır. Koyun ve keçinin 1925’de 23 kuruş olan vergisi, 1926’da 30 kuruşa, 1929’da 60 kuruşa çıkarılmış ve  1932’de ise 50 kuruşa indirilmiştir. Benzer şekilde 1926’da 80 kuruş olan sığır vergisi 1929’da 125 kuruş, 1931’de 100 kuruş ve 1932’de 90 kuruş olmuştur. Yine 1926’da 30 kuruş olan merkep vergisi 1930’da 60, 1931’de 50 kuruş olmuştur. Kısacası 1926-30 döneminde hayvan sayım vergisi 1,5-2 kat arasında bir artış göstermiştir. Bu vergilerin hayvan sayısında ve hayvansal üretimde gelişmeleri olumsuz yönde etkilediği söylenebilir. Nitekim 1931’den itibaren bu vergilerde azda olsa düşüşler görülür[23].

            Bu vergiler yanında arazi vergilerini ve yol parasını da saymak gerekir.

            Vergiler dışında tarıma teşvik açısından değerlendirilebilecek hususlar ise traktör ve diğer alet makine, gübre ve akaryakıt vb. konularında gösterilen kolaylıklardır.Örneğin 1923-29 yılları arasında 2500-3000 civarında traktör[24] dış alımı yapılmış, devlet bu dış alım için 6,7 milyon TL. bir fedakarlık (sübvansiyon) yapmıştır[25]. Yine devlet 1923-30 döneminde yılda ortalama 631,5 ton yapay gübre ithal etmiştir[26].

            Bunun yanında tarıma bir takım krediler de verilmiştir. Ayrıca 1927 yılında devlet, Yüksek Ziraat Enstitüsünü kurmuş ve bu iş için o günkü olanaklarla büyük bir para sayılabilecek bir meblağda (1,5 milyon TL.) ayrılmıştır.

            Çeşitli ulaşım politikalarını ve askerlik süresinin kısaltılmasını burada tarım lehine girişimler olarak  kaydetmek yerinde olacaktır. 1923-30 dönemi için kayda değer bir olay da 1927-30 yılları arasında bir Sovyet uzmanlar heyetinin Türk tarımını incelemesidir. Türkiye’den alınan tohum ve materyaller 50 kadar Sovyet araştırma istasyonunda denenmiş ve daha sonra bu inceleme ve deneme bulguları “Zirai Türkiye” adı altında 1000 sayfalık bir rapor haline getirilmiştir[27].

            1923-30 döneminde ayrıca çiftçiye götürülen hizmetlerin, özellikle kooperatifler eliyle ulaştırılmasına de önem verilmiştir. Bunun için  1923’de “İstihsal Alım ve Satım Ortaklık Kooperatifleri Nizamnamesi” çıkarılmıştır. Yine 1923’de Atatürk’ün hazırlanmasına bizzat yönlendirdiği “Kooperatif Şirketler” adlı küçük fakat anlamlı bir rapor hazırlanmıştır[28]. 1924’de ilk kooperatifçilik yasası olan “İtibarı Zirai Birlikler Kanunu” çıkarıldı. Bu kanunun uygulanması ciddiyetle ele alındığından 1929’da onun yerine “Zirai Kredi Kooperatifleri Kanunu” çıkarıldı. Bütün bunlardan amaç temel  üretim dalı olan tarımda üretkenliği arttırmak ve tarımsal üretimde pazar ilişkilerini canlandırmaktır. Ancak yasal düzeyde kalan bu çabalar tarımda beklenen canlılığı kazandıramadı.

  1. 1930-38 DÖNEMİNDE TARIMSAL ÜRETİME YÖNELİK ALINAN TEDBİRLER

1923-30 döneminde bazı yasal ve kısıtlı desteklemelere karşın tarım politikaları için etkin  tedbirlerin alındığı söylenemez. Hatta bu etkinliğin 1930’lu yılların ortalarına kadar bulunmadığı da bir gerçektir[29],[30].

Nitekim tarımda etkin  bir politikanın uygulanamayışı, 1929 dünya bunalımının da etkisiyle üretimi ve çiftçi gelirlerini düşürmüştür. 1927 yılı 100 kabul edildiğinde çiftçi eline geçen fiyatlar tütünde 1930’da 59,6’ya  1932’de 33,3’e;  pamukta 1930’da 77,9’a 1933’de 45,8’e; nohutta 1930’da 77,9’a, 1933’de 37,2’ye; baklada 1930’da 70,9’a, 1933’de 29,9’a; buğdayda 1930’da 55,5’e, 1934’de 27,9’a; arpada 1930’da 46,2’ye, 1933’de 25,3’e kadar düşmüştür.

Buna karşılık 1 kg şeker için 1927’de 3,74 kg buğday, 5,96 kg arpa, 32,20 kg şekerpancarı verilebilirken, 1933’de 1 kg şeker için 6,60 kg buğday, 12,04 kg arpa ve 38,90 kg şeker pancarı ödemek gerekmiştir. Yine, 1927’de 1 lt. petrol için 1,62 kg buğday, 2,57 kg  arpa ödenebilirken 1933’de 3,45 kg buğday ve 8,50 kg arpa ödenmesi gerekmiştir. Aynı şekilde 1 metre pazen için 1927’de 2,71 kg buğday ve arpa ödenirken 1933’de 5,60 kg buğday ve 13,75 kg arpa ödenmesi gerekmiştir[31],[32].

Bütün bu olgular 1930’larda Türkiye’ye, yeni ekonomi politikaları aramaya ve ülke özeline uygun kurumsal yapıları oluşturmaya  yöneltmiştir. Bunun için öncelikle  tarım ve sanayinin bütünleşmesinin ve bütünleşik bir politika içinde ele alınması gerekiyordu. Öte yandan ülkenin bu sorunu çözümlerken dışarıdan alabileceği hiçbir maddi yardım kaynağı ve model bulunmuyordu. Bu modelin Türkiye koşullarına  uygun olması gerektiği  gibi maddi kaynağını da  ülke bizzat kendisi yaratmak zorundaydı.

Öncelikle taşımacılık yoluyla tüm ülke pazarlarının birbiriyle bağlantılı hale getirilmesi gerekiyordu. Zaten devlet 1923 yılından bu yana taşımacılığa büyük önem vermişti. 1923’den beri bir yandan demiryolları devletleştirilirken, öte yandan 2300 km’lik bir demiryolu ağı yapımı da planlanıyordu.

Bunun yanında sanayinin planlanması ve programlanması gerekiyordu. Nitekim 1930’dan sonra başlanan planlama çalışmaları 17 Nisan 1934 tarihinde Bakanlar Kurulunca ilan edilmiştir. Bu plan ilk 5 yıllık sanayi planıdır. Tüm toplumsal olgular bu plan içine alınmamakla birlikte  planın iktisadi konularda toplumcu bir özü de içinde taşıdığı söylenebilir [33].

Plan,  başta tekstil sanayi olmak üzere; kimya, maden, demir-çelik, kendir-keten, kağıt-selüloz, kükürt, seramik vb. gibi iş ve sanayi kollarını içeriyordu. Böylece Türk ekonomi politikasında  bazı somut hedefler dile getiriliyordu. Bu hedefler  “üç beyazlar” ve “üç siyahlar” şeklinde özetlenmiştir. “Üç beyazlar” un, şeker ve pamuklu bezin, “üç siyahlar” da demir, kömür ve akaryakıtın ülke içinde  kendi olanaklarımızla elde edilmesini temel hedef olarak kabul ediyordu.

Kısacası devlet taşımacılıkta, sanayide ve özellikle kalkınmanın yerel kaynağını sağlayabilecek belirli, stratejik tarımsal ürünlerin üretilmesinde, ticaretinde ve sanayide kullanılmasında etkin görevler üstlenmeğe hazırlanmıştır. Bunun için 1932’de çıkarılan “Buğday Koruma Kanunu” ile buğday alımları için bölge, il ve hatta ilçe düzeyinde örgütlenmelere gidilmiştir. Böylece beslenmede en önemli bir faktör olan buğday ticaretinde ve üretiminde devlet etkin bir görev yüklenmiş ve daha sonra bu organizasyon 1938’de kurulan Toprak Mahsülleri Ofisi’nin çekirdeğini oluşturmuştur.

Bunu takiben 1935’de çıkarılan 2834 sayılı “Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri Hakkında Kanun” ile özellikle dış piyasalarda talebi olan  ve ülkenin döviz gereksinimini sağlayabilecek olan pamuk, fındık, kuru üzüm, incir, zeytin yağı vb. gibi ürünlerin iç ve dış pazar denetimini devlet dolaylı bir şekilde üstlenmiş oluyordu. Aynı şekilde 2836 sayılı “Tarım Kredi Kooperatifleri Kanunu” ile de bu gibi ürünlerin üretimi için kamu kredilerinin köylere kadar kolayca ulaşması örgütleniyordu.

Tütün üretiminin denetlenmesi, tütün ticareti ve sanayi zaten devlet tekeline alınmıştı. Öte yandan tarımın mekanize olması için Zirai Kombinalar üzerinde de duruluyordu. Bütün bu uygulamaların ve gerekli bilgilerin kırsal yörelere bilinçli bir şekilde aktarılması gerekiyordu. Bunun için modele ve  koşullara uygun bir eğitim programı gerekliydi. Bu nedenle uzun süredir tartışılan bir programın ilk denemesi (Köy Enstitüleri Denemesi) İzmir Kızılçullu Öğretmen Okulu’nda 1937’de uygulanmaya konuluyordu[34].

Bütün bu çalışmaların finans boyutu da düşünülmüştür. Özellikle sanayinin ve kentsel kesim üreticilerinin finansman sorunlarını çözecek Halk Bankası, Etibank, Sümerbank, vb.. bankaların örgütlenme çalışmaları sürdürülürken, T.C. Ziraat Bankası  yasasında 1937’de önemli değişikliklere gidilerek tarım sektörünün ve kooperatiflerin ana bankası konumuna getirildi.

SONUÇ

Yukarıda belirtilen hususlar dikkatli şekilde incelenirse, Atatürk döneminde, özellikle 1930’lu yıllarda , tarım, sanayi ve hizmetler kesimi birbirleriyle karşılıklı bir etkileşim dokusu içinde ele alınmış olup, bu dokunun geniş alanlara aktarılması için Köy Enstitüleri’nin “iş içinde eğitim” ilkesi ile pekiştirilmesi hedeflenmiştir. Daha 1935’de C.H.P. Kurultayını açarken Atatürk, 1931’lerden bu yana uygulanan ekonomi politikasını şöyle değerlendirmektedir :

“Geçen dört yılın başlıca işleri ekonomi alanında olmuştur. Birçok ülkeler, dünya buhranı karşısında sarsılmış ve umutsuzluğu düşmüşken biz bu büyük felaket karşısında  hiç irkilmedik. Yurdun ekonomisinin yeni bir düzene  yöneltmiş bulunuyoruz. Uluslar arası ticareti denkleştirerek, iç pazarı harekete geçirerek kendimizi korumağa başladık. Asıl önde tuttuğumuz iş, geniş bir endüstri programını gerçekleştirmeğe başlamak olmuştur. Bu program tamamıyla gerçekleştiği gün, şüphesiz yurttaşın geçimi hissolunacak derecede genişleyecektir.
“Tarım ve endüstri hareketlerimiz birbirini kollayan tedbirlerle yapılmaktadır.
“Görüyorsunuz ki arkadaşlar , yepyeni bir güdümlü ekonomi düzeni kurmakla meşgulüz.”

İşte bunun için önce tarımın   bir fazla  (surplus agricole) yaratabilecek duruma geçmesi, daha sonra bu fazlanın denetimli olarak  sanayie  aktarılması ve sanayide  kullanılması, sanayinin tarımsal üretimi çerçevelemesi, bu olgunun oluşumunda en önemli öğe olan insanın yetiştirilmesi  önem arz ediyordu.

Onun için kırsal alanlara devletin tarımla ilgili  teşvik ve desteklerinin iletilmesi, sonuçlarının izlenerek pazara arz ve talep olarak yansıması son derece  de önemliydi. Bu olguların yaratılmasında, bu yazıda pek ağırlık verilmeyen kooperatifler de, önemli bir araç olarak kullanılmaya çalışılmıştır. Kırsal kesimin arz ve talebini birleştirmede devletin ekonomi politikasına kooperatiflerin katkısını çok iyi kavrayan Atatürk, bir devlet başkanı için son derece de ayrıntı sayılabilecek ölçüde kooperatiflerle ilgilenmiştir.

Burada bir noktaya daha vurgulamakta yarar vardır. Atatürk belli bir ekonomik modelin  ısrarlı bir savunucusu olmaktan çok,  modelin seçiminde ve sentezlenmesinde en önemli etkenin Türkiye’nin güncel sorunlarının çözüm koşullarının irdelenmesi olduğunu, tüm davranışları ile ortaya koymuştur. O nedenle Atatürk ve yakın çevresi, Türkiye’ye ve özellikle emperyalizme karşı kurtuluş savaşı vermiş az gelişmiş ülkelere özgü bir modelin geliştirilmesi üzerinde durmuşlardır. Bu modelin oluşmasında ve gelişmesinde yeterli bir başarıya ulaşılamadıysa, bunun nedenini Atatürk’ten sonra ekonominin ve toplumun Atatürk’çü bir çizgide yönlendirilmemesinde aramak gerekir.

Dr. Ayhan ÇIKIN

Kasım 1981, İzmir

KAYNAKLAR
  1. Anonim (1938). Türk Ziraat Tarihine Bir Bakış. Devlet Basımevi, İstanbul.
  2. Anonim (1941). Köy Enstitüleri. I.Maarif  Matbaası. İstanbul.
  3. Anonim (1973). Türkiye’de Toplumsal ve Ekonomik Gelişmenin 50.Yılı,  D.İ.E. Yayın No : 683, Ankara.
  4. Anonim (1977). Kooperatif Şirketler. Ankara
  5. Atasagun, Y.S. (1943). Türkiye’de Zirai Borçlanma ve Zirai Kredi Politikası. Kenan Matbaası. İstanbul.
  6. Avcıoğlu, D. (1973). Türkiye’nin Düzeni : Dün-Bugün-Yarın. Cilt I.,Bilgi Yayınevi. Ankara
  7. Aydemir, Ş.S. (1966). Tek Adam Mustafa Kemal. 1922-1938, Cilt 3, Remzi Kitapevi. İstanbul.
  8. Aydemir, S.S. (1931). Cihan İktisadiyatında Türkiye. Ankara
  9. Bulutay, T., Tezel. Y.S. ve Yıldırım, N. (1974). Türkiye Milli Geliri (1923-1948), A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi yayınları. No. 375, Ankara.
  10. Ergin, F. (1977). Atatürk Zamanında Türk Ekonomisi, İstanbul.
  11. Gedikoğlu, Ş. (1971). Evreleri, Getirdikleri ve Yankılarıyla Köy Enstitüleri. Ankara.
  12. Hatipoğlu, Ş.R. (1936). Türkiye’de Zirai Buhran. Yüksek Ziraat Enstitüsü. Ankara. (*)
  13. Kadro Dergisi, Cilt 1,2,3, Tıpkı Basım. 1979, A.İ.T.İ.A. Ankara.
  14. Tekeli, İ. Ve İlkin, S. (1977). 1929 Dünya Buhranında Türkiye’nin İktisadi Politika Arayışları, Orta Doğu Teknik Üniversitesi; Ankara.
  15. Tör, V.N. (1980). Kemalizmin Dramı. Çağdaş Yayınları, İstanbul.
  16. Tör, V.N. (1933).  “Ziraat Siyasetimizde Liberalizmden Devletçiliğe”. Kadro Dergisi, (19) (20). S.(17-22) (12-19). Ankara.
  17. Yerasimos, S. (1976). Azgelişmişlik Sürecinde Türkiye, Cilt. 3, Çev. B.Kuzucu, Gözlem Yayınları; İstanbul.


[1] Bu makale, “Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi DergisiAtatürk  Özel Sayısı, 1981, Sayı :1,2,3,  s. 1-12” de yayınlanmıştır.

[2] Vedat Nedim TÖR, Kemalizmin Dramı, Çağdaş Yayınları, İstanbul, 1980.

[3] Akt. Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam : Mustafa Kemal, Cilt 3, İstanbul, 1966, s. 350.

[4] Geniş bilgi için bkz. “Kadro Dergisi”, Tıpkıbasım, Ankara İTİA yayını, Ankara, 1979.

[5] Vedat Nedim Tör, a.g.e., s. 17

[6] Tuncer Bulutay, Yahya s. Tezel, Nuri Yıldırım. Türkiye Milli Geliri (1923-1948), A.Ü.Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları No. 375, Ankara, 1974, s. 8.

[7] T.Bulutay ve ark. A.g.e., çeşitli sayfalar.

[8] Z.Y.Herslag. “Turkey : The challenge of growth”, Leiden, 1968. (Akt. S.Yerasimos, “Azgelişmişlik Sürecinde Türkiye”, Cilt III,  İstanbul, 1976, s.1311.

[9] Maarif Bakanlığı. Köy Enstitüleri: I, Maarif Matbaası, İstanbul, 1941, s. 1.

[10] Şevket Raşit Hatipoğlu. Türkiye’de Zirai Buhran, Yüksek Ziraat Enstitüsü Yayını, Ankara,1936, s. 20.

[11] Maarif Bakanlığı (1941),a.g.e. s.2.

[12] GSMH : Gayrisafi Milli Hasıla

[13] GSYİH : Gayrisafi Yurtiçi Hasıla

[14] Bu oran çeşitli eserlerde farklı düzeylerde verilmektedir.

[15] Zhukovsky’den akt. İlhan Tekeli ve Selim İlkin. 1929 Dünya Buhranında Türkiye’nin İktisadi Politika Arayışları , ODTÜ Yayını, Ankara, 1977, s. 36.

[16] Şevket Süreyya . Cihan İktisadiyatında Türkiye, Ankara, 1931, s. 12.

[17] D.İ.E. Türkiye’de Toplumsal ve Ekonomik Gelişmenin 50 Yılı, Ankara, 1973, s.84-87.

[18] Envanter artışları dahil.

[19] Orman ve su ürünleri hariç.

[20] Çiftçilik (bitkisel ve hayvansal üretim), ormancılık ve balıkçılık dahil.

[21] Ş.S.Aydemir, a.g.e., s.360.

[22] Ş.R.Hatipoğlu, a.g.e., çeşitli sayfalar.

[23] Ş.R.Hatipoğlu, a.g.e., s.77-78.

[24] Doğan Avcıoğlu, Türkiye’nin Düzeni, Cilt 1, İstanbul, 1973, 6. Basım, s.313.

[25] Ş.R.Hatipoğlu, a.g.e., s.15.

[26] T.Bulutay ve ark., a.g.e., s.37/A.

[27] Basımı için Türkçe’ye çevrilen eser, dönem için önemli kaynak bilgileri taşımaktaydı; ancak bu rapor Ziraat Bakanlığı’nda kaybolmuştur (Bkz. Ş.S.aydemir, a.g.e., s.357).

[28] Kooperatif Şirketler, Matbuat ve İstihbarat Müdiriyeti Umumiyesi Neşriyatından :24.(Yeni basım: Türk Kooperatifçilik Kurumu Yayınları No.30, Ankara,1977)

[29] Vedat Nedim (Tör), “Ziraat Siyasetimizde Liberalizmden Devletçiliğe”, Kadro Dergisi, Sayı 19, Temmuz 1933, s.17-22.

[30] Vedat Nedim (Tör), “Devletçi Bir Ziraat Siyasetinin Ana Prensipleri”,  Kadro Dergisi, Sayı 20, Ağustos 1933, s. 12-19.

[31] Ş.R.Hatipoğlu, a.g.e., çeşitli sayfalar.

[32] İ.Tekeli & S.İlkin, a.g.e., s.85-87.

[33] Ş.S.Aydemir, a.g.e., s.376-377.

[34] Şevket Gedikoğlu, Evreleri, Getirdikleri ve Yankılarıyla Köy Enstitüleri, Ankara,1971, s. 28 ve dv.

yazar ile iletişim