| |
|
| |
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
“Denge”li Bilimsel (!) İktisadın Sefaleti veya “Kutsal ideoloji”nin Eleştirisi |
| |
|
|
|
|
|
Özet Akademik ders kitaplarında, iktisat biliminin belkemiği olan “değer-fiyat”kuramı ile önem sıralamasında hemen ardından gelen “büyüme” ve “küresel (uluslar arası) ticaret ve gelir dağılımı (paylaşımı) kuramlarında yaygın ve hâkim olan görüş Neoklasik doktrinin denge kuramlarıdır. Çok eleştirilmelerine rağmen, şimdiye kadar ne fiyat ne büyüme ne küresel ticaret ne de gelir dağılımı kuramlarına yaygın kabul gören alternatifler oluşturulamamıştır. Bu durum elbette iktisat bilimiyle uğraşanların büyük bir eksikliği, hatta ayıbı, olduğu kadar geleneksel denge kuramlarının “pozitif bilimsel” olduğu izlenimi veren kesin sonuçlarla ölçülebilir olma özelliklerinden de kaynaklanmaktadır. Neoklasik iktisat başka hiçbir sosyal bilim dalında olmadığı kadar gelişmiş matematiksel ve ekonometrik modelleri ile ilk bakışta okuyucuyu etkileyici ve diğer sosyal bilimcileri kıskandırıcı niteliklere sahiptir. İlişkiler mekanik, denge sanal, varsayımlar ütopik, sonuçlar tesadüfi olmasına, gerçek ekonomik ilişkileri anlama ve açıklamada çok az başarılı olabilmesine karsın, Neoklasik ideolojinin savunucuları tarafından çok başarılı bir biçimde adeta “kutsal” bir doktrin haline getirilmiştir. Doktrin, sadece Neoklasik ideolojik çerçeve içinde yapılan eleştirilere hoşgörü ile bakabilmektedir. Bu çalışmada Neoklasik temel ve “bilimsel” (!) dengeli iktisadi kuramların kısır ve ütopik yönlerine bir kez daha dikkat çekilecek, bu kuramların içerdiği ciddi yanlışlar bir kez daha tartışılacaktır. Ancak, Neoklasik kuramlara haksızlık yapmamak için bir açıklama yapmak yararlı olacaktır. Gerçek olgu ve olayları açıklamada pek yararı olmayan geleneksel denge kuramlarının tamamen yararsız olduklarını ileri sürmek ciddi bir hata olur. Aksine onlardan ciddi bir biçimde “bilimsel” olarak yararlanmak mümkündür. Yapılması gereken şey, Neoklasik kuramların bize aslında “neyi” açıklayabildiğini iyi tespit etmektir. “Pozitif bilim” olduğu ileri sürülen Neoklasik doktrinlerin aslında “normatif”, yani “olması gereken”, konularla ilgili oldukları gerçeği kabul edildiğinde çok önemli ve büyük adımlar atılmış olacaktır. çalışmanın tamamı için .pdf dosyasını indirebilirsiniz
yazar ile iletişim
|
| |
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|