| |
| |
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
Nasıl Bir Sınav İstiyoruz? |
| |
|
|
|
|
|
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ, Çukurova Üniversitesi. iortas@cu.edu.tr Öğrenciler Sınava Çok Erken Yaşlarda Başlamaktadırlar Sınava hazırlığın ilkokul düzeyinde başladığı bir ortamda öğrencinin zamanın önemli bir kısmını kendisi gerçekleştirmek yerine, ailelerin arzularını gerçekleştirmek için çalışmaları çocuklara çok erken dönemde yaşama karşı bir isyan oluşturmaktadır. Öğrencilerin gerçek anlamda ne tür sınava giriyor? Kendisinden gerçekten istenen nedir? Hangi sınıfta hangi sınava girilir? Bu sınavlarda kaç soru çıkar? Sınavın ölçme değerlendirme ölçütleri nelerdir? Güven ilişkisi nedir? gibi daha bir çok soruyu sorabilen veya soramayan öğrenci, erken dönemlerde belirsizlik içinde kalmaktadır. Denilebilir ki sınav sisteminin ne istediğini genel olarak herkes biliyor; ancak bilenlerin çoğu, neyin ne kadar, nasıl verilmesi gerektiğini ya bilmiyor ya da bilinçli olarak uygulanmıyor. Kentlerde son yıllarda artan sınav yarışı bir bütün olarak öğrenci, öğretmen, aile, akraba, dost herkesi ilgilendirdiği için ciddi bir sektör durumuna gelmiştir. Öğrenci,okul ve aile bu konuda destek ve yönlendirme ile bir adım öne geçebilmektedir. Yine de OKS ve ÖSS sınavları gerçekten başlı başına bir ölüm kalım durumuna gelmiştir. Ancak kırsal kesimlerde aile ve öğrencinin yanında öğretmenlerinin de bu konuda bazı gelişmelerde kısmen yetersiz olması ve aktif yönlendirme almaması nedeniyle başarısı da düşük olmaktadır. Gerek kırsalda ve gerekse kentte verilmesi istenen bilginin gerektiği gibi verilmemesi, emeğin ve zamanın boşa gitmesini kaçınılmaz kılmakla. Sınavın istenilen değerlendirmeyi yapamaması binlerce öğrencinin umutlarının kırılmasına neden olabiliyor. Bazı öğrenciler sınav ve yaşanan kaygı konusunda özel rehberlik yardımı almaktadırlar. Bu öğrencilerin daha rahat kaygı ile baş edeceğini düşünüyorum. Günümüzde sınav kaygısı öğrencilerden çok büyüklerin bir sorunu haline gelmiştir. Sınav kaygısı artık öğrencileri değil bir bütün olarak ülkeyi ilgilendirir duruma gelmiştir. Sanırım toplum bir bütün olarak ülkenin aydınlık yarınlarına güvenmedikleri için kendileri sürece dahil olarak öğrencinin üstlenmesi gereken gelecek kaygısını kendileri üstlenir duruma gelmişler diye düşünüyorum. Uzmanılar bu konuyu açıklığa kavuştursa iyi olur. Sınav Öğrencilerde Ciddi Düzeyde Kaygı Yaratıyor. Sınava hazırlanan öğrencilerin tamamına yakını kaygı yaşamaktadır, bir kısmı da kaygı ile baş edememektedir. Bu da öğrencinin kendine güven, aile desteği, aldığı pedagojik yardımı ve diğer psikolojik faktörlere bağlı olarak sınav kaygısı ile baş edebilmektedir. Ancak her öğrenci bu kaygıyı kolay atlatamamaktadır. Yapılan bir araştırma, sınava giren öğrencinin kaygı düzeyinin ameliyat olacak kişilerin kaygı düzeyinin üzerinde olduğu belirtiliyor. Sınavın yaratığı kaygı düzeyi sağlığın da önüne geçmiş olması çok anlamlı. Sınav sistemi rekabetçi ve sonuç odaklı olduğu için kaygısı düzeyini daha da artırmaktadır. Öğrencinin öz güveni kaybolmakta dolayısıyla sosyal faaliyetlerini de etkilemektedir. Yine yapılan araştırmalar, öğrencilerin spor yapmalarını engellediği, kitap okuma ve serbest zamanı değerlendirmesini olumsuz yönde etkilediği belirlenmiştir. Sosyal faaliyetlerini normal şekilde yürütemeyen öğrenci mutsuz, mutsuz olduğu içinde başarı düzeyi olumsuz yönde etkilenmektedir. Bugün etrafımızda gördüğümüz mutsuz çoğunluğun altında birazda geçmişten kaynaklanan başarısızlıkların izleri olduğunu unutmayalım. Öğrencilerin genelde en çok takıntı yaptıkları konu; Sınavı kazanabilecek miyim? Başarılı olamazsam ailemin yüzüne nasıl bakacağım? Deneme sınavlarındaki kadar yüksek netler yapamayacağım! Ben arkadaşlarım kadar hazırlanmadım, onlar kazanacak ben kazanamayacağım! Sanırım kazanamayacağım! Bu sınava bir kez daha hazırlanamam! Zaman çok azaldı, çalışacak çok konu var, hayatta yetişmeyecek! Tabii kaygı ile baş edebilmek için sınavın ne olduğunu sınavdan ne beklendiğinin doğru tanımlanması gerekir. Sınav kaygısı nedir? Sınav kaygısının nedenleri Sınav kaygısı ile baş etme yöntemleri Sınav kaygısını nasıl yönetebiliriz? Her sınav sistemi beraberinde bir sorun getiriyor ve yeni bir sektör doğuruyor
- Özel okullar
- Dershane
- Özel öğretmen
Her Sınav Kopyayı Da Beraberinde Getirir Sınav ve sorulan sorular da beraberinde diğer sorunları oluşturuyor, kopya çekmek, başkasının yerine sınava adam sokmak, soru satın almak vb gibi Her yıl değişik kopya teşebbüsleri de oluşmaktadır. Geçmişte bu tür girişimler nedeniyle sınavların ertelendiği ve yenilendiği bilinmektedir. Ancak alınan sıkı güvenlik önlemleri nedeniyle son yıllarda daha az sorun yaşandığı tahmin edilmektedir. O. Goldsmith diyor ki "Bana soru sorma ki, sana yalan söylemeyeyim". Özel Ders ve Dershanecilik Başlı Başına Bir Sektör Durumuna Gelmiştir. Sınav sistemi beraberinde öğrencileri sınava hazırlanmada amatör kurslar ve tecrübesiz öğretmenlerin yerine profesyonel kurumlar ve kaliteli öğretmenleri daha ön plana çıkarmakta olup bu durum beraberinde ciddi anlamda para harcanmasını gerektiriyor. Onun için özel hoca ve pahalı dershaneler, özel okullar anlayışı gelişmiştir. Ülkemizdeki eğitim anlayışına bakıldığında baştan sona parası olan ile olmayanın sınavı çarpıklığı ortaya çıkmaktadır. 11 milyar YTL'ye ulaştığı tahmin edilen özel okul ve dershane dinamizmi ile çarpık eğitim sisteminin yaratıldığı görülmektedir.Bütün sınav sonuçları ülkemiz coğrafyasında batının başarılı, doğunun ise başarısız olduğunu gösteriyor. Batı doğu paradigmasının geri planında yine çarpık ilişkilerin bulunduğu gerçeği ortaya çıkmaktadır. Ülkemiz eğitiminin batı illeri ile doğu illeri arasından büyük uçurumların olduğu, gelir düzeyinin 276 kat farklılaştığı bir ortamda yıllık 11 Miyar YTL'li dev dershane ortamından bölgeler arasındaki farklılıkların da ciddi bir kaygı yaratmaması mümkün mü? Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde bir çok ailenin çocuklarına derslerinde yetersiz olmaları durumunda rehber öğretmenin önerisi ile özel ders aldırttığı bilinmektedir ve normal karşılanmaktadır. Özel ders çok pahalı olduğu için çok zorunlu olmadıkça aldırılmamaktadır. Prof. Dr.İsmail Kaşıkçının CBT dergisi sayı 1049'da "Türkiye'de eğitim sorunu üzerine öneriler" yazısında Almanya'da dershanenin olmadığını, eğitim parasız ve öğrenciler ilk okuldan itibaren yönlendirilerek liseye veya meslek okullarına gitmesinin sağlandığını belirtiyor. Diğer bir çok Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinde bizdeki gibi dershaneler zinciri ve sektörü ile hiç karşılaşmadım ve olmadığını biliyorum. Sınav Ülkemizi İkiye Bölmektedir. Her sınav sonuçları açıklanıp başarılı ve başarısız iller sıralandığında genelde batıdaki illerin başarılı, doğudaki illerin de başarısız olduğu görülmektedir. Ülkemizin başta kırsal kesimi olmak üzere genel eğitim düzeyi ve sosyoekonomik yapısı nedeniyle birçok veli çocuğuyla ilgilenmeyi bırakın, onun kaçıncı sınıfta olduğunun bile farkında olmayabiliyor. Koşullara bağlı olarak öğretmen de de ilgisizlik ve isteksizlik yaratabilmektedir. Doğal olarak kırsalda bir başarısızlık oluşmaktadır. Zaman kullanımı yönünden "Etkin Kullanma", "Verimli Kullanma", "Etkin ve verimli kullanma" kavramlarına uygun olarak öğrencinin sınava hazırlanması beraberinde dershanecilik rehberliğini de getiriyor ki, okul müfredatı bunu sağlamamaktadır. Onun için batıdaki illerimizden sınava giren öğrenciler başarılı olmakta, Doğudaki illerimizdeki liselerde okuyanlar ve sınava girenler genelde başarısız olmaktadırlar. Bölgeler arasındaki farklılığın ortadan kaldırılması için mutlaka yeni bir modelin geliştirilerek ülke genelinde bütün öğrencilerin eşit koşullardan yararlanması gerekir. Öğrenciler de Sınav Şekline Karşı 7 Haziran 2007 tarihinde Ankara ve İstanbul'da Liseli öğrenciler ÖSS sınavını protesto eden gösteri yaptılar. Liseli Genç Umut Derneği'ne üye olan öğrenciler, Öğrenci Seçme Sınavı'nı (ÖSS) protesto etmek için Kızılay'daki Konur Sokak'tan yürüyüşe geçerek ıslık ve düdük sesleri eşliğinde, "ÖSS'yi reddediyoruz" pankartıyla Yüksel Caddesi'ndeki İnsan Hakları Anıtı'nın önüne kadar yürüdüler. İstanbul'da benzer şekilde Öğrenci Gençlik Sendikası Girişimi Genç-Sen, sınavı protesto için 9 Haziran 2007 tarihinde bir miting düzenleyerek "ÖSS Kalksın, Yaşama Zaman Kalsın" sloganı attılar. Benzer protesto gösterileri eskiden beri yapılmaktadır. Doğal olarak yapılan açıklamalarda 11–12 yıllık eğitim süreci sonucunda öğrencilerin geleceğinin 3 saatlik bir sınavla belirlenmesinin yanlış olduğu ve ÖSS'nin pek çok öğrenciyi hayal kırıklığına ve umutsuzluğa sürüklediği kaydediliyor. Öğrenciler, eğitim ve bunun devamı olan mevcut sistemin, niteliksiz ve sadece teoriye dayalı bir eğitim sistemi olduğunu vurguluyorlar. Sınav Kaygı Yaratıyor, O Zaman Biz Ne İstiyoruz? Sorusuna sağlıklı cevap verebilmek için "Nasıl bir SINAV istemediğimizi" bilmemiz gerekir. Terside doğrudur. Karşılıklı olarak ne aradığımızı bilmemiz gerekir. Öğrenciler olarak ta gerçek üniversitede okuma bilgi beceri ve yeteneğine sahip olmamız gerektiğinin bilinci ile hayata hazırlanmamız gerekir. Bunun için sınav odaklı maddi güce dayalı rekabet yerine, daha esnek, öğrencinin geçmişteki okul başarısını da dikkate alan bilgi, beceri yanında düşünebilme ve yazabilme becerisini ölçebilen bir sınav istemeliyiz. Üniversiteler olarak kendilerine öğrenci yetiştiren orta öğretim kurumlarından ne tür bilgi ile donatılmış öğrenci yetiştirilmesini beklediğimizi bildirmemiz gerekir. Ne yazı ki Milli Eğitim YÖK ile eşgüdüm içinde olmadığı için sorun detaylı olarak masada konuşulmuyor ve eğitim kan kaybediyor. YÖK strateji raporu ortaöğretimden beklenenleri ilk defa geniş bir biçimde işlemiş durumdadır. Sonuç Olarak Üniversiteye Seçilerek Alınacak Öğrencilerin Nitelikli Seçimle Gelmelidir Öğrencilerin yüksek öğretim kurumlarına liyakate göre daha nitelikli ölçütler ile girebilmesi için zaman zaman yetenek sınavlarına tabi tutulmaları ve başarılı olabileceği alanlara yönlendirilmesi sağlanmalıdır. Sınav sisteminden çok rehberlik hizmetlerine daha fazla önem verilmelidir. Özellikle de Lise son sınıfa geçen öğrencilerden gelişmiş batı ülkelerinde olduğu gibi kimlerin üniversiteye gidebileceği önceden gerekli teknikler ile belirlenmeli ve bu öğrenciler özellikle üniversiteye hazırlanacak şekilde yetiştirilmelidirler. Eğitim sınava odaklı yapısından kurtarılmalıdır. Sınava odaklı eğitim, yaratıcılık ve eleştirel düşünmeyi engellediği gibi, bilgi yüklemeye dayalı ezberci yapısı nedeniyle çocuklarımızın yaratıcılık ve merak güdülerini köreltmekte, buluş yapma heyecanlarını ve heveslerini yok etmektedir. Artık sınav yapmak sorguya çekmek yerine "ölçme değerlendirme" yapılsa daha iyi olur diye düşünüyorum Sınav sistemi ve sınav soruları, bilgi hatırlama gücünü ölçme yerine, "eleştirel düşünme, bilgiyi sorgulayabilme, değerlendirebilme, gerçek hayatta karşılaşabilecekleri durumlara uygulayabilme, alternatif düşünce üretebilme nitelikleri taşımalıdır. Bu da ciddi bir yeniden yapılanama ve alt yapı donanımı gerekmektedir. Ülkemizin çağı yakalamak için önceliğini mutlaka eğitme vermeli ve bu şekli ile ezbere ve test tekniğine dayalı eğitimden kurtarılması gerekmektedir. Bunu yamak zorundayız. Öğrencilerin stressiz ve açık zinde bir yapıda sınava girmesi dileği ile.
yazar ile iletişim
|
| |
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
| |
|
|
|
|
|
|
|