ana sayfa
kimiz
ne istiyoruz
e-kütüphane
Prof. Dr. Ayhan Çıkın
Mehmet kadir
Müşerref Öztürk
Seçil Özcan
görüş/analiz
linkler
forum
yahoo grup
 
 2
           
           

Yeni Sömürgeciliğin, Nazi paralelliği'ne tanık iki belge.

Yazar: Ali Kınalı

Temelde Nazilerin sömürge amaçlarının benzeri biçiminde, yeni bir sömürgecilik yöntemidir AB.
Avrupa kapitalist sistemlerinin elbirliği dahilinde, dünyaya hakim olması fikrinin, Önceleri Nazi Almanya’sının entelektüelleri tarafından ortaya atıldığı unutmuşluktan ya da bilmemezlikten geliniyor.AB temelde Nazi Almanya’sının 1933 yılları itibariyle başlatmış olduğu Dünyaya hakim olama politikasının tipik bir kopyasıdır. Dolaysıyla liberalizmin doğurup, büyütüp, insanın başına bir katliam makinası olarak sardığı nazizmin başarıya ulaştıramamış olduğu sömürgecilik projesinin devamı olan küreselleşme girişimlerini, yeni Avrupalı liderler her ne pahasına olursa olsun yerine getirip başarmak kararlılığındalar. Yeni sömürgeciler, basta Avrupa çapında kapitalist güç birliği biçiminde sömürüyü hakim duruma getirip egemenliklerini hayata geçirmiş olarak, gelecekte daha geniş alanda ve dünyanın tümüne hakim olmak amacındalar.
Bu cabalar şimdilerde basta Sosyal Demokratlar olmak üzere, Muhafazakar (konservatif) ve liberal çevrelerin, serbest rekabet ve serbest piyasa politikası etrafında anlaşmış olarak, emeğin köleleştirilip ucuz bir meta gibi, alınır satılır, dolaştırılır, kiralanır, işlerine gelmediğinde kapının dışına terk edilebilir biçiminde sistemleştirilip, tüm yanlarıyla yeni sömürgeciliğe uygun biçimiyle oturtulmaya çalışılmaktadır. Neo-liberalizm taktik ve politikalarıyla, tamamen ve tek başına sermayenin egemenliğinde ve belirlediği yöntemlerle devrede olacak sistem kurulmaya çalışılıyor.Metod yeni olsa da,sistem eskinin devamıdır. İlk başlarda Nazi Almanya’sının maliye bakanı DR. Güstav Schlotter tarafından, 3.10.1940 yılında yapılan alman endüstri uzmanları (ya da danışmanları) toplantısında gündeme getirilmiş ve küresel boyutta bir emperyalist proje olarak, Avrupalı devletlere önerilmiştir.(Grober beireat der Reichsgruppe insdistrie)
-----------------------------------------------------
1-DR. Schlotter:
Iskandinav ve bati Avrupa, bu ülkelerin çoğu zaten bizim işgalimiz altındadır. Ekonomik durum kötü bir durumdadır, hatta çökmek üzeredir. Ama bu sistemler planlanma ve yönlendirilme biçimiyle bizimkine benzer( Kapitalist çıkarcı planlanma ve yönlendirilme kast edilmektedir.) bir prensip ve politikalarla yönlendirilmektedir. Dahası, bu ülkeleri bizler zaten bizimkiyle eşli biçimde ve karma halde yönlendirmekteyiz.
Ora milletlerinin satın alma gücü aşağı yukarı bizimkine benzer, yada aynı düzeydedir. Yada bizden bir nebze iyicedir. Genel olarak sosyal ve ekonomik alanda bizimle uyum içerisinde bir bütünlük eşlemindedirler. Ayrıca kültürel olarak, sivil hayat şekli ve ırk olarak da bizimle köklü bir geçmişi ve ilişkileri vardır. Bu demektir ki, bir bütün ekonomi, bir bütün piyasa, bir bütünlük içinde fiyat ve pazar sistemi, bir gelir ve de aylık ödemeler düzeni aramızda hepimiz yararına olarak gereklidir.
İskandinavya’yla ve bati Avrupa ülkeleriyle bir köklü bağlantımız ve işbirliğimiz zaten vardır.
Bu ülkelerle aramızda olması gereken tek şey aslında salt bir gümrük sistemi, birde ortak para ve döviz politikasıdır. Bunlara dahil olarak ayrıca bir temel ekonomik sistem gereklidir.
9/9 1943 te Alman Dışişleri Bakanlığından şu biçimde bir açıklama yapılacaktı
(Ur utkast från Utrikesdepartementet, 9/9 1943)
a) Avrupa birleşik devleti, üstün olan ülkelerin, karşılıklı ve iki yanlı olarak, bir birlerini savunmak, birbirlerinin bağımsızlığına saygı göstermiş olarak, bir arada birlikteliğini savunacaktır.
b) Avrupa ekonomisinin planlanması ve yönlendirilmesine devamla üye ülkelerin yönetim organları tarafından ortaklaşa yön verilmiş olacaktır. Bu birlikte yönlendirme girişimleri, ilgili birlik ülkesinin ekonomik alandaki entegresi ve sahip olduğu baz mallar dahilinde yerine getirilecektir.
c) Gümrük anlaşmaları ile getirilmiş olan sınırlamalar, pazar girişmeleri önünde zamanla engel teşkil edeceğinden, bunların devamla lav edilerek, Avrupa birliği üyesi ülkeleri arasında malların ve işgücünün sebest dolaşımına geçilmiş olacaktır.
1941 de LudWig Beck ve Carl Goerdeler Tarafından ortaklaşa şu açıklama yapılmaktaydı(Bu iki konservatif burjuvanın akıbeti, 20 Temmuz- Beck intihar etti, Goerdelar Igdam edildi)
a) Tekniğin gelişme boyutu 1800 lerde oluşturulmuş olan ve çoğunlukla halen daha yürürlükte olan sistemleri aşmamıştır. Dolaysıyla yeni bir örgütlenme ve ekonomik sistemi zaman geçirmeksizin yoluna koymak gerekmektedir. Bu görüş bu gün hemen hemen milletlerin çoğunluğu tarafından kabul görmektedir.
b) Avrupa birliği gerçekleşebilir, eğer santral bir sisteme bağlı olarak ve ayni zamanda üye her devletin bağımsız olarak kendi alanındaki uygulamalara serbestlik tanınmış bir biçimde olursa.
c) Hiç de iddiacı ya da realiteden uzak sayılmayacaktır. Eğer bize yararı olacaksa, görüşüp, savaşa gerekirse zamanında son verebilmiş olunarak, bizim yararımız doğrultusunda ve çıkarlarımıza daha elverişli bir politik yapıyı oluşturmak uğruna, Böylece ve devamla Avrupa Birliği bir 10 yada 20 yıl zarfında gerçekleştirilmiş olacaktır. (Ur PM” Das Ziel : ibid a37 f)
Görüldüğü gibi Nazi Hakimiyeti ve güçlü führerci imparatorluk amacı peşinde olan Hitlerci güçlerin tasarısının, tıpa tıp benzeri olan şimdiki AB projesiyle yüz yüzeyiz. Nazilerin projesinden, dünya halklarına ve işçi sınıflarına hayırlı bir medet ummanın büyük bir gaflet ve saçmalık olduğu ortadadır.
AB gerçeğini, hemen savaş sonrasında ve alelacele bir kaç reformist sendikacının da dahil edilebilmişliğiyle, güya savaş karşıtı bir komite olarak bir araya gelindiği görünümü verilerek, 1951 yılında yeniden parafe edilmiş oluşu, prensip olarak, Nazi Almanya’sının hakimiyet hedeflerinin benzeri olduğu gerçeğini değiştirebilir mi?.
Yukarıda iki örnekle de anlaşılmış olduğu üzere, AB projesi öyle yansıtıldığı gibi saf bir buluş üzerine ortaya atılmış bir proje değildir.
AB ve Nazi Almanyası’nın benzerliği ve emperyalist politikaları arasındaki bağlaşıklık, belgelerle de ortadadır. Bu ilişkilendirme, bizim buluşturup, uydurmuş olduğumuz bir ilişkilendirme değildir. Belgeler alman arşivlerinde olduğu gibi, başka birçok devlet arşivinde ve o dönem yayınlanmış medya arşivlerinde mevcuttur.

yazar ile iletişim